Ana içeriğe atla

Arif İnsan

Arif İnsan Nasıl Düşünmeli!

Müslüman düşünür, başkalarının özgün bir çerçevede oluşturduğu gündeme takılmaz, bunun yerine küresel meydan okumaları “İslam düşünce evreni çerçevesinde yeniden formüle ederek” kendi gündemini oluşturur.

Düşünmenin ilahi emanet paradigması ödeve dayalı, tevhidi esas alan, fıtrata uygun ve varlığı ayet olarak okuyan bir düşünmedir.

İnsan alemdeki yerinin farkına varmalıdır. Bunun da yolu hikmet ve tefekkürden geçer.

Hikmet insanı süflileşmekten hakikata götüren, varoluşun ve hayatın anlamına ulaşma yolculuğudur. O halde Müslüman düşünür, bilime râm olan felsefeden uzaklaşarak hikmetin izinden giden felsefe ile meşgul olmalıdır.

Felsefi akıl ile bilimsel akıl birbirinden ayrılmalıdır. Bilimsel akıl icat ettiği şeylerin sahibi gibi davranır. Felsefi akıl ise bir buluşma ve himaye ilişkisidir.

Günümüzde bilim kural tanımaz hale gelmiş olup teknolojinin her şeyi mübah gören pervasızlığı sonucunda “ahlaki değerlerden soyutlanan Müslümanın” yeniden kendisine yüklenen emânet bilinciyle donanması icap eder.

O halde ahlâki değerlerin fıtrîleştirilmesi ve evrenselleşmesi için mücadele etmek gereklidir. Çünkü, insana alemdeki her şeyi kuşatan külli bir emanet tevdi edildiğine göre onun sorumluluğu da evrensel boyuttadır.

Kaynak: https://ide.org.tr/tr


20.05.2025

Çağın Meydan Okumaları Karşısında Ahlâk ve Din

23.07.2024

Yaşadığımız Karanlık Çağda Yolumuzu Aydınlatan Hadisler...

Bir şeyi çok sevmen seni kör ve sağır eder. (Müsned, 36/24, h. no: 21694)

İnsanlara akılları nisbetinde konuşun. (Ebû Davud, Edeb, 20)

Âdemoğlu, Allah'ı zikretmeksizin geçirdiği her vakit için mutlaka kıyamet gününde pişmanlık duyacaktır. (Ebu Nuaym, Hilye 5/362)

Ancak Cennete giren rahata kavuşur. (Râmûzü’l-Ehâdîs 138/13)


17.07.2024

Arif insan, sekülerleşmiş sosyal hayat ile arasına mesafe koyan insandır. Bunu içten/yürekten isterse, tüm zorluklarına rağmen “hakiki Müslüman” olarak yaşama özgürlüğünü kazanabilir. Bizler her şeyden önce uyanmalı ve modernizmin özünü/doğasını anlamalıyız ve bunun sonucu olarak da onun kör ve pasif takipçileri olmamalıyız. Modern sekülarist dünya görüşü ile İslami dünya görüşünün barış içinde bir arada varlıklarını sürdürmesi politik anlamda mümkün olabilir, ancak hakikat temelinde bir arada bulunmaları mümkün değildir.

Kaynak: 

https://www.sabahulkesi.com/2013/07/01/seyyid-h%C3%BCseyin-nasr-ile-modern-zamanlarda-m%C3%BCsl%C3%BCman-olmak-ve-gelenekselci-ekol-%C3%BCzerine-ahmet-faruk-%C3%A7a%C4%9Flar/


16.07.2024

Dünyaya ait dertlerinizi karantinaya alıp, Allah (cc) ile olan bağınızı güçlendirmeye odaklanın. 


15.07.2024

Arif insan modeli: Arif insan bildiği ile yetinmeyen insandır. Feraset sahibidir. Feraset sahibi insanın üç önemli özelliği: Satır aralarını okuyabilmek, cümleyi tersinden okuyabilmek ve at gibi 360 derece etrafını görebilmektir.

Arif insana şu soru sorulmaz... Boş zamanlarınızda ne yapıyorsunuz? Bunun yerine şu şekilde sorulur... En son hangi kitabı okudunuz?

Arif insan, zamanın kıymetini bilendir. Planlı yaşar. Biri işi bitirdiği zaman hemen başka bir işe yönelir. 

Arif insanın rol modeli Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'dır. (sas)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇOCUKLARIMIZA KAZANDIRABİLECEĞİMİZ GÜZEL HUYLAR. 1. Bölüm

Doğruluk-Dürüstlük. Konuyla İlgili Hikâye. Hz. Ömer, bir gece, hizmetçisi ile birlikte kıyafetini değiştirerek halkı kontrol etmek ve problemlerini bizzat dinlemek üzere dolaşırken, bir kadının kızına şöyle dediğini işitti. - Kızım kalk süte su kat ve yarın onu satmaya hazırlan. - Kızı: Anneciğim Hz. Ömer’in süte su katmayı yasakladığını duymadın mı? - Annesi: Kızım! Halife burada değildir, o bizi görmez veya herhangi bir kimse bizi görmez, diye cevap verdi. - Kızı: Anne, Ömer bizi görmese bile Allah bizi görür. Lütfen böyle yapmayınız, dedi. Hz. Ömer, bu kızın sözünü ve davranışlarını çok beğendi ve hizmetçisine; “o kızı oğlu Asım’a eş olarak alacağını” söyledi. Daha sonra onu oğlu Asım’la evlendirdi. Bu gelinin bir torunu, en meşhur ve en adaletli halifelerden biri olan Ömer b. Abdülaziz’dir. Konuyla ilgili bir Hadisi Şerif: Bir sahabî söyle dedi. - Yâ Resûlâllah! Bana İslam’ı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim...

ÇOCUKLARIMIZA KAZANDIRABİLECEĞİMİZ GÜZEL HUYLAR. 33. Bölüm

Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar. Konuyla İlgili Hikâye. İstanbul’daki Fatih Medresesi’nin her odasında dört beş talebe beraber kalırmış. Bu talebeler memleketlerinden getirdikleri fasulye, bulgur, mercimek, nohut vesaireyi beraber pişirirler, beraber yerler ve her hafta içlerinden birisi nöbet tutarak bu işleri yaparlarmış. Geceleri ders çalışmak için yaktıkları mumların parasını da aralarında toplayıp, o haftaki nöbetçi talebeye verirlermiş. Bu talebelerden birisi çok açıkgözmüş. Her gece şamdanların dibinde kalan kırıntı mumları toplar, eritir ve onlardan uydurma bir mum yaparak parayı cebine indirirmiş. Fakat onun yaptığı mum, yeni mumlar gibi uzun müddet odayı aydınlatamaz, erkenden sönermiş. İşin farkına varan arkadaşları, bir gece yine yatsı namazından sonra karanlıkta kalınca, hesap sormaya başlarlar: – Biz sana para verdik, ne diye mum almadın? – Aldım işte, ne yapayım mumlar küçülmüş, bu kadar yanıyor. İçlerinden birisi: – Tabii o kada...

ÇOCUKLARIMIZA KAZANDIRABİLECEĞİMİZ GÜZEL HUYLAR. 9. Bölüm

Sorumluluk. Konuyla İlgili Hikâye. Vaktiyle her türlü maddi imkâna sahip olmasına rağmen can sıkıntısından, hayatın yaşanmaya değmez olduğundan yakınan bir prens vardı. Kardeşleri, arkadaşları gezer, ava gider, eğlenirken o odasına kapanır, sürekli düşünürdü. Oğlunun bu haline hükümdar babası çok üzülüyordu. Birgün hükümdar, ülkesinin en bilge kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi. Bunun için bilgeye bir hafta mühlet verdi. Bir hafta içinde bir formül bulamazsa bunun hayatına mal olabileceğini de hatırlattı. Yaşlı bilge üç beş gün düşünüp taşındı; aklına hiç bir çözüm gelmedi. Bu nedenle hiç olmazsa canını olsun kurtarmak için ülkeyi terk etmeye karar verdi. Üzgün, dalgın bir şekilde ülkeyi terk ederken, bir köyün yakınında koyunlarını, keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla bir süre ahbaplık etti. Bundan cesaret alan küçük çoban yaşlı dostuna "Amca şu hayvanlarıma biraz göz kulak oluver de, ben de şu görün...