Ana içeriğe atla

Kritik Analitik Düşünme

Kritik Analitik Düşünme

Size ayaklarınıza baktırır iken, yüzünüze tokat atmak isteyenleri sezinlemektir.

Yumruğu değil, yumruk atanı değil, yumruğu attıranı görebilmektir.

Büyük resmi görebilmektir.

Açık pozisyona düşmemektir. Sadece finansal yönden değil. Yalan söylemek, sözünde durmamak, günah işlemekte açık pozisyondur.

Size sunulan çözümler dışında başka çözüm yolları olabileceğini düşünmektir.

KAD, temelde zihinsel işlevlerin kullanıldığı bilişsel bir beceridir/aktivitedir. Dikkat, hafıza, muhakeme, algılama ve çıkarsama yapma gibi bir dizi zihinsel sürecin, eş zamanlı olarak etkileştiği, bir süreçler bütününü temsil eder.

Kritik analitik düşünme, eleştirel düşünmedir.

Eleştirel düşünme, günümüzdeki anlamıyla “tenkit” değildir.

Eleştirel düşünme, bir konunun tarafsız bir şekilde analiz edilmesini ve gerçek kanıtların değerlendirilmesini içeren bir değerlendirme süreci ve yeteneğidir.

Aslında KAD, ortaya yeni çıkmış bir kavram değildir, eski dildeki Basiret ve Feraset kavramlarını öğrenmeye çalışınız.

Kritik Analitik Düşünme kavramının tek tek kelimelerini anlamaya çalışalım.

Kritik Etmek: Eleştirmek, incelemek, araştırmak.

Analitik: Çözümleme, tahlil.

Mesela A şehrinden B şehrine gideceksiniz?

Önce kritiğini yapıyorsunuz. Ne şekilde gideyim. Uçak, otobüs, gemi, özel otomobil, motosiklet, bisiklet, yaya.. Her bir tercihin fayda ve zararlarını eleştirel bakış açısıyla inceleyip araştırıyorsunuz. Hangisi daha güvenli, menzile daha çabuk ulaştırır vs. Ya da işadamı veya öğrenci için öncelikler farklı olabilir.

Sonra karar kıldığımız yolun analitiğine yani çözümleme ve tahliline geçiyorsunuz. Ne kadar yakıt lazım, dinlenme tesisleri nerede, en çok kaza nerelerde oluyor vs.

KAD’ın ana hedefi tarafsız bir düşünür hale gelebilmektir. En iyi düşünürler, hangi yöntemleri kullanarak öğrenme sürecine katkı vermiş?

Karar alma ve problem çözmede hangi yöntemleri kullanıyorlar?

Mantık dışı düşüncelerle başa çıkma yöntemleri nelerdir?

Zihinsel manipülasyon ne demektir?

Stratejik düşünme evreleri nelerdir ve ileri düşünür olmak için ne yapmalıdır?

İyi düşünürler, sorgulayıcı, amaca yönelik, yüzeyde kalmayan düşünürlerdir.

İyi düşünürler, SWOT analizi yapabilen düşünürlerdir. 

Yani güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar ve tehditler.

Kritik Analitik Düşünenler, duygu ile mantıklarının dengesini gözetir, düşünceyi parçalara ayırıp analiz ederek düşüncenin bilinçli bir şekilde öğrenilmesi gereken bir sanat olduğunun farkında olanlardır.

Kritik Analitik Düşüneneler, zamanın geri gelmeyen bir hazine olduğunun farkında olanlardır.

KAD düşünenler, hayatta başarılı olmanın 3 ana kuralını bilirler.

Yani, planlı yaşamak, o an hangi işi yapmak gerekiyorsa o işin hakkını vererek yapmak, sabır ve sebat etmek.

KAD düşünmek, irfan sahibi olmayı gerektirir.

İrfan sahibi olmak demek, at gibi 360 derece etrafının görebilmek, satır aralarını okuyabilmek ve cümleyi tersinden okuyabilmek demektir.

KAD düşünebilenler, subliminal mesaj ve algı operasyonlarının kurbanı olmazlar. 

Dolayısıyla kolay kolay manipüle edilemezler. 

KAD düşünen insanlar, gerçeklerle yüzleşmekten kaçınmazlar, sorunları ötelemek yerine çözmeye çalışırlar.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇOCUKLARIMIZA KAZANDIRABİLECEĞİMİZ GÜZEL HUYLAR. 1. Bölüm

Doğruluk-Dürüstlük. Konuyla İlgili Hikâye. Hz. Ömer, bir gece, hizmetçisi ile birlikte kıyafetini değiştirerek halkı kontrol etmek ve problemlerini bizzat dinlemek üzere dolaşırken, bir kadının kızına şöyle dediğini işitti. - Kızım kalk süte su kat ve yarın onu satmaya hazırlan. - Kızı: Anneciğim Hz. Ömer’in süte su katmayı yasakladığını duymadın mı? - Annesi: Kızım! Halife burada değildir, o bizi görmez veya herhangi bir kimse bizi görmez, diye cevap verdi. - Kızı: Anne, Ömer bizi görmese bile Allah bizi görür. Lütfen böyle yapmayınız, dedi. Hz. Ömer, bu kızın sözünü ve davranışlarını çok beğendi ve hizmetçisine; “o kızı oğlu Asım’a eş olarak alacağını” söyledi. Daha sonra onu oğlu Asım’la evlendirdi. Bu gelinin bir torunu, en meşhur ve en adaletli halifelerden biri olan Ömer b. Abdülaziz’dir. Konuyla ilgili bir Hadisi Şerif: Bir sahabî söyle dedi. - Yâ Resûlâllah! Bana İslam’ı öylesine tanıt ki, onu bir daha senden başkasına sormaya ihtiyaç hissetmeyeyim...

ÇOCUKLARIMIZA KAZANDIRABİLECEĞİMİZ GÜZEL HUYLAR. 33. Bölüm

Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar. Konuyla İlgili Hikâye. İstanbul’daki Fatih Medresesi’nin her odasında dört beş talebe beraber kalırmış. Bu talebeler memleketlerinden getirdikleri fasulye, bulgur, mercimek, nohut vesaireyi beraber pişirirler, beraber yerler ve her hafta içlerinden birisi nöbet tutarak bu işleri yaparlarmış. Geceleri ders çalışmak için yaktıkları mumların parasını da aralarında toplayıp, o haftaki nöbetçi talebeye verirlermiş. Bu talebelerden birisi çok açıkgözmüş. Her gece şamdanların dibinde kalan kırıntı mumları toplar, eritir ve onlardan uydurma bir mum yaparak parayı cebine indirirmiş. Fakat onun yaptığı mum, yeni mumlar gibi uzun müddet odayı aydınlatamaz, erkenden sönermiş. İşin farkına varan arkadaşları, bir gece yine yatsı namazından sonra karanlıkta kalınca, hesap sormaya başlarlar: – Biz sana para verdik, ne diye mum almadın? – Aldım işte, ne yapayım mumlar küçülmüş, bu kadar yanıyor. İçlerinden birisi: – Tabii o kada...

ÇOCUKLARIMIZA KAZANDIRABİLECEĞİMİZ GÜZEL HUYLAR. 9. Bölüm

Sorumluluk. Konuyla İlgili Hikâye. Vaktiyle her türlü maddi imkâna sahip olmasına rağmen can sıkıntısından, hayatın yaşanmaya değmez olduğundan yakınan bir prens vardı. Kardeşleri, arkadaşları gezer, ava gider, eğlenirken o odasına kapanır, sürekli düşünürdü. Oğlunun bu haline hükümdar babası çok üzülüyordu. Birgün hükümdar, ülkesinin en bilge kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi. Bunun için bilgeye bir hafta mühlet verdi. Bir hafta içinde bir formül bulamazsa bunun hayatına mal olabileceğini de hatırlattı. Yaşlı bilge üç beş gün düşünüp taşındı; aklına hiç bir çözüm gelmedi. Bu nedenle hiç olmazsa canını olsun kurtarmak için ülkeyi terk etmeye karar verdi. Üzgün, dalgın bir şekilde ülkeyi terk ederken, bir köyün yakınında koyunlarını, keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla bir süre ahbaplık etti. Bundan cesaret alan küçük çoban yaşlı dostuna "Amca şu hayvanlarıma biraz göz kulak oluver de, ben de şu görün...